Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Konu | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Ettirgen yapı | have + nesne + V3 (-tır / -dir) | I had my hair cut. (Saçımı kestirdim.) |
| Tüm zamanlar | sadece have çekimlenir | I'm having / I've had / I'm going to have my car fixed. |
| get + nesne + V3 | have ile aynı, daha günlük | I need to get my phone fixed. |
| Soru / olumsuz | do / does / did ile | Where do you have your hair cut? / I didn't get it fixed. |
| İstenmeyen olay | had + nesne + V3 | I had my phone stolen. (Telefonum çalındı.) |
| make / let / have + kişi | + yalın fiil (to yok) | She made me wait. / Let me go. |
| get + kişi + to | ikna ederek yaptırmak | I got him to help me. |
| Dikkat | sıra değişirse anlam değişir | I had my hair cut ≠ I had cut my hair |
Türkçede bir işi başkasına yaptırdığımızı fiile -tır / -dir / -t ekleyerek anlatırız: Saçımı kestirdim, arabamı yıkattım. İngilizcede ise bir ek yoktur; have + nesne + V3 yapısı kullanılır: I had my hair cut.
Karşılaştır: I cut my hair. (Saçımı kestim — kendim.) / I had my hair cut. (Saçımı kestirdim — kuaför kesti.)
Kelime sırası çok önemli: have + NESNE + V3. “I had cut my hair” bambaşka bir şeydir (Past Perfect: saçımı kesmiştim — kendim)!
Zamanı have gösterir, V3 hiç değişmez: I have my car washed every week. (geniş zaman) / I had my car washed yesterday. (geçmiş)
I had my hair cut yesterday.
Dün saçımı kestirdim.
She has her nails done every month.
Her ay tırnaklarını yaptırır.
We had our windows cleaned.
Camlarımızı temizlettik.
Türkçede fiilde “-tır” duyduğun her yerde İngilizcede have + nesne + V3 düşün: yıkattım, boyattım, tamir ettirdim.
Ettirgen yapı her zamanla kullanılabilir. Sadece have çekimlenir, nesne ve V3 olduğu gibi kalır.
I'm having my car serviced. (Şu an arabama bakım yaptırıyorum.) · I've just had my teeth checked. (Dişlerimi yeni kontrol ettirdim.) · I'm going to have my house painted. (Evimi boyatacağım.)
Modal ve diğer fiillerle de: You need to have your eyes tested. (Gözlerini muayene ettirmen lazım.) · You should have it checked. (Onu kontrol ettirmelisin.) · We'll have it delivered. (Onu teslim ettiririz.)
Dikkat: “I'm going to have cut my hair” ✗. Önce nesne, sonra V3: I'm going to have my hair cut ✓.
I'm having my car serviced today.
Bugün arabama bakım yaptırıyorum.
We've just had our kitchen redecorated.
Mutfağımızı yeni yenilettik.
You should have your blood pressure checked.
Tansiyonunu ölçtürmelisin.
Zor görünen cümleleri iki parçaya ayır: [have'in zamanı] + [nesne + V3]. İkinci parça hiç değişmez.
get + nesne + V3, have ile aynı anlamdadır ama daha günlük konuşmada kullanılır: I need to get my phone fixed. (Telefonumu tamir ettirmem lazım.)
Bu yapıda have / get ana fiildir; bu yüzden soru ve olumsuzda do / does / did gerekir: Where do you have your hair cut? · Did you get the TV repaired? · I didn't have it checked.
Türklerin hatası: have'i yardımcı fiil gibi öne almak. “Had you your eyes tested?” ✗ → Did you have your eyes tested? ✓
Nesne bir zamir olabilir: I had it repaired. (Onu tamir ettirdim.) We'll get them delivered. (Onları teslim ettiririz.)
Where do you get your hair cut?
Saçını nerede kestiriyorsun?
Did you have the roof repaired?
Çatıyı tamir ettirdiniz mi?
I haven't had it fixed yet.
Onu henüz tamir ettirmedim.
Soruda “Did you have…?” ile “Did you get…?” ikisi de doğru; get daha samimi, have biraz daha nötr.
have + nesne + V3 her zaman bir şeyi “yaptırmak” anlamına gelmez. İstemediğimiz, başımıza gelen olayları anlatmak için de kullanılır: I had my phone stolen. (Telefonum çalındı.)
Türkçede bunu edilgen yapıyla söyleriz: Çantam arandı, ehliyetine el konuldu. İngilizcede kişiyi özne yapıp have kullanmak çok doğaldır: She had her bag searched at the airport. He had his licence taken away.
Edilgen cümle de doğrudur: My phone was stolen. Ama kişiyi özne yapan edilgen ✗: “I was stolen my phone” = beni çaldılar! Bu, Türklerin çok yaptığı bir hatadır.
Bu anlamda genelde have kullanılır; konuşmada get de duyulur: I got my car scratched. (Arabam çizildi.)
I had my wallet stolen on the bus.
Otobüste cüzdanım çalındı.
She had her bag searched at the airport.
Havalimanında çantası arandı.
We had our flight cancelled.
Uçuşumuz iptal edildi.
Türkçede “-ım çalındı / -ım kırıldı” gibi edilgen bir cümle görürsen: I had my … stolen / broken.
Bazen işi kimin yaptığını söyleriz. Türkçede yine -tır / -dir kullanırız (beni güldürdü, bana yazdırdı); İngilizcede ise anlama göre farklı fiiller gelir:
make + kişi + yalın fiil = zorlamak, sebep olmak: She made me wait. The film made me cry. · let + kişi + yalın fiil = izin vermek: Let me go. My parents never let me stay out late.
have + kişi + yalın fiil = birini bir işle görevlendirmek (iş ortamında): I'll have my assistant send you the details. · get + kişi + to + fiil = ikna ederek yaptırmak: I got him to help me.
Türklerin en sık hatası: make / let'ten sonra to kullanmak. “She made me to wait” ✗, “Let me to go” ✗. Ama get'ten sonra to şarttır: “get him call me” ✗ → get him to call me ✓.
The film made me cry.
Film beni ağlattı.
My parents let me travel alone.
Annemle babam yalnız seyahat etmeme izin verdi.
I got my brother to help me.
Erkek kardeşimi bana yardım etmeye ikna ettim.
make, let, have → to YOK. get → to VAR. Bu dörtlüyü bir kural olarak ezberle.
Bu derste ettirgen yapıları karışık olarak tekrar edeceksin.
have / get + nesne + V3: bir işi yaptırmak (saçımı kestirdim) ya da başına istenmeyen bir şey gelmesi (telefonum çalındı). Zamanı sadece have / get gösterir; soru ve olumsuzda do / did kullanılır.
make / let / have + kişi + yalın fiil ve get + kişi + to + fiil: işi yapan kişiyi söylemek.
I'm having my suit cleaned for the wedding.
Düğün için takımımı temizletiyorum.
He had his car scratched in the car park.
Otoparkta arabası çizildi.
Don't let him drive!
Araba kullanmasına izin verme!