Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Bağlaç | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| and | ve (ekleme) | I like tea and coffee. |
| but | ama (zıtlık) | It's small but nice. |
| or | ya da / mı…mı (seçenek) | Tea or coffee? I don't eat meat or fish. |
| because | çünkü (sebep) | I stayed at home because I was ill. |
| so | bu yüzden (sonuç) | I was ill, so I stayed at home. |
| first / then / after that / finally | önce / sonra / ondan sonra / en sonunda | First I had breakfast. Then I went to work. |
| when | -ince, -dığında | When I was a child, I lived in Izmir. |
and (ve) iki şeyi ya da iki cümleyi birbirine ekler: I like tea and coffee. She is smart and funny.
but (ama, fakat) zıt bir bilgi verir: The hotel is small, but it's very clean. İki cümleyi bağlarken but'tan önce genelde virgül konur.
Listelerde and sadece son öğeden önce gelir, tıpkı Türkçedeki gibi: apples, oranges and bananas.
Dikkat: “Ali ve ben” derken Ali and I deriz (özne). “Ali and me are friends” yanlıştır.
I speak English and French.
İngilizce ve Fransızca konuşurum.
It's cheap but nice.
Ucuz ama güzel.
Ali and I are friends.
Ali ve ben arkadaşız.
and = aynı yönde bilgi, but = ters yönde bilgi. “Küçük ama temiz” → small but clean.
or (ya da, veya) seçenek sunar: Would you like tea or coffee? (Çay mı kahve mi istersin?)
Türkçede seçenek sorularında “mı … mı” deriz. İngilizcede soru bir kez sorulur, seçenekler or ile bağlanır: Is it hot or cold?
Olumsuz cümlede iki şeyi birleştirirken de or kullanılır: I don't eat meat or fish. (Ne et ne balık yerim.) Burada “and” kullanmak doğal değildir.
Would you like tea or coffee?
Çay mı kahve mi istersin?
Is your brother older or younger?
Kardeşin senden büyük mü küçük mü?
I don't drink tea or coffee.
Ne çay ne kahve içerim.
“A mı B mi?” sorusu → A or B? İki seçenek arasında “and” kullanma.
because (çünkü) sebebi verir: I stayed at home because I was ill. (Evde kaldım çünkü hastaydım.)
so (bu yüzden, o yüzden) sonucu verir: I was ill, so I stayed at home. (Hastaydım, bu yüzden evde kaldım.) so'dan önce genelde virgül konur.
Türkçede çoğu zaman ek kullanırız: “Hasta olduğum için evde kaldım.” İngilizcede bunun karşılığı because'dur. Aynı olayı iki şekilde anlatabilirsin; sadece sebep ile sonucun yeri değişir.
Why? (Neden?) sorusuna kısaca Because… diye cevap verilir: Why are you happy? — Because it's my birthday!
I stayed at home because I was ill.
Evde kaldım çünkü hastaydım.
I was ill, so I stayed at home.
Hastaydım, bu yüzden evde kaldım.
We didn't go out because it was raining.
Yağmur yağdığı için dışarı çıkmadık.
because + sebep, so + sonuç. “Yağmur yağıyordu (sebep), so taksiye bindik (sonuç).”
Bir günü ya da bir hikâyeyi anlatırken olayları sıraya koyarız: First (önce), then (sonra), after that (ondan sonra), finally (en sonunda).
First I had breakfast. Then I went to work. After that, I had a meeting. Finally, I went home.
Türkçedeki “ondan sonra”yı “after then” diye çevirme; doğrusu after that. Tek başına “After, I…” demek de pek doğal değildir. and then da çok kullanılır: I had a shower and then I went out.
First, I had a shower. Then, I had breakfast.
Önce duş aldım. Sonra kahvaltı yaptım.
We visited the museum. After that, we had lunch.
Müzeyi gezdik. Ondan sonra öğle yemeği yedik.
Finally, I turned off the lights.
En sonunda ışıkları kapattım.
“ondan sonra” = after that, “after then” değil!
Türkçede zamanı eklerle bildiririz: çocukken, eve gelince, yağmur yağdığında. İngilizcede bunların hepsinin karşılığı when'dir ve cümlenin başına gelir: When I was a child… (Çocukken…)
when cümlesi başta da sonda da olabilir: When I was a child, I lived in Izmir. = I lived in Izmir when I was a child. Başta olursa genelde virgül konur.
Gelecekten bahsederken when'den sonra will kullanılmaz, geniş zaman kullanılır: When I get home, I'll call you. (“When I will get home” yanlış.)
When I was a child, I lived in Izmir.
Çocukken İzmir'de yaşıyordum.
When it rains, I take the bus.
Yağmur yağınca otobüse binerim.
I'll call you when I get home.
Eve varınca seni arayacağım.
Türkçede “-ince” fiilin sonuna eklenir; İngilizcede when cümlenin başına gelir: eve gelince → when I come home.
and ekler, but zıtlık verir, or seçenek sunar.
because sebebi, so sonucu verir.
Sıralama için first, then, after that, finally; zaman için when (-ince, -dığında).
I'd like to come, but I'm busy.
Gelmek isterdim ama meşgulüm.
The film was boring, so we left early.
Film sıkıcıydı, bu yüzden erken çıktık.
Call me when you arrive.
Varınca beni ara.