Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Konu | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| So + yardımcı + özne | olumlu cümleye katılma: ben de | I love jazz. — So do I. |
| Neither / Nor + yardımcı + özne | olumsuz cümleye katılma: ben de …-mem | I can't swim. — Neither can I. |
| I think so / I hope so | so önceki cümlenin yerini tutar | Will it rain? — I hope not. |
| Olumsuz | I don't think so · I hope not · I'm afraid not | I don't hope so ✗ |
| one / ones | sayılabilen ismin yerine; sıfattan sonra zorunlu | the blue one, the cheaper ones |
| do so | fiil öbeğinin yerine (resmi, eylem fiilleri) | Those who wish to leave may do so. |
| Yalnız yardımcı fiil | fiil tekrar edilmez | I can't swim, but she can. |
| to ile ellipsis | fiil düşer, to kalır | I'd love to. I didn't want to. |
Olumlu bir cümleye katılırken So + yardımcı fiil + özne: I love jazz. — So do I. She can swim. — So can I. I've been there. — So have I.
Olumsuz bir cümleye katılırken Neither / Nor + yardımcı fiil + özne: I don't eat meat. — Neither do I. Neither zaten olumsuzdur, fiil olumlu kalır: “Neither don't I” ✗.
Türkçede her durumda “Ben de” denir; İngilizcede yardımcı fiil ilk cümleye göre değişir: am → So am I, did → So did I, will → So will I, Simple Present → do / does.
Katılmıyorsan: I love jazz. — I don't. / I don't like it. — I do. Dikkat: So I do (devrik değil) “Ben de” değil, “Evet, gerçekten öyle” demektir.
I'm tired. — So am I.
Yorgunum. — Ben de.
I didn't enjoy it. — Neither did I.
Beğenmedim. — Ben de beğenmedim.
My brother speaks French, and so do I.
Kardeşim Fransızca konuşuyor, ben de.
Önce ilk cümlenin yardımcı fiilini bul (am, can, did, have…), sonra So/Neither + o yardımcı fiil + özne.
so bir önceki cümlenin yerini tutar: Is it going to rain? — I think so. (Sanırım.) Türkçede “Sanırım” ya da “Umarım” tek başına yeter; İngilizcede so şarttır: “I think.” ✗, “I hope.” ✗.
Bu yapıyı alan fiiller: think, hope, expect, suppose, guess, believe, be afraid.
Olumsuzda iki yol var: think / expect / suppose / believe ile genelde I don't think so. hope ve be afraid ile not: I hope not, I'm afraid not. “I don't hope so” ✗.
I'm afraid so = maalesef öyle, I'm afraid not = maalesef değil. Burada afraid “korkmak” değil, kibar bir üzüntü ifadesidir.
Will she pass? — I hope so.
Geçecek mi? — Umarım.
Is it going to rain? — I hope not.
Yağmur yağacak mı? — Umarım yağmaz.
Did we lose? — I'm afraid so.
Kaybettik mi? — Maalesef evet.
“Sanırım” cevabı → I think so. “Umarım olmaz” → I hope not.
Sayılabilen bir ismi tekrar etmemek için one (tekil) ve ones (çoğul) kullanılır: I don't like this shirt. I prefer the blue one. These shoes are nice, but the black ones are cheaper.
Türkçede “Maviyi istiyorum” deriz; sıfat tek başına isim gibi davranır. İngilizcede bu olmaz: “I want the blue” ✗ → I want the blue one ✓.
Sıfat yoksa a one denmez, sadece one: Do you have a pen? — Yes, I have one. Sıfatla birlikte: I need a cheaper one.
Sayılamayan isimlerin yerine one gelmez: I prefer white wine to red (“red one” ✗). Ayrıca: which one, this one, the one(s) that…: The ones that I bought were broken.
I prefer the blue one.
Maviyi tercih ederim.
My phone is old, so I need a new one.
Telefonum eski, o yüzden yenisine ihtiyacım var.
The ones that I bought were broken.
Aldıklarım bozuktu.
Türkçede “-ı/-i” ile biten “maviyi, büyüğü” gördüğünde: the blue one, the big one.
do so önceki fiil öbeğinin yerini tutar ve resmîdir: He promised to call, but he didn't do so. Those who wish to leave may do so now.
Günlük dilde do that / do it ya da sadece yardımcı fiil kullanılır: She said she'd help, and she did. Ortaklık için did too / does too: I enjoyed it, and my wife did too.
do so yalnızca eylem fiilleri içindir. know, like, be gibi durum fiilleriyle kullanılmaz: “She knows the answer, and I do so too” ✗ → and so do I ✓.
Türkçede “bunu yaptı / öyle yaptı” deriz; İngilizce resmî metinde fiili tekrarlamak yerine do so çok doğal durur.
He promised to call, but he didn't do so.
Arayacağına söz verdi ama aramadı.
If you wish to apply, please do so online.
Başvurmak isterseniz lütfen çevrimiçi başvurun.
I enjoyed the concert, and my wife did too.
Konserden keyif aldım, eşim de aldı.
Resmî yazıda “Those wishing to … may do so” kalıbı fiil tekrarından kurtarır.
İngilizce fiil öbeğini tekrar etmez; yardımcı fiil yeterlidir: I can't swim, but my sister can. Have you finished? — Yes, I have. She said she'd come, but she didn't.
Türkçede kısa cevapta fiili tekrar ederiz (“Bitirdin mi? — Bitirdim.”). İngilizcede ana fiil değil yardımcı fiil tekrarlanır: Have you finished? — Yes, I have. (“Yes, I finished.” kısa cevap olarak doğal durmaz.)
want, would like / love, try, need, have to, be going to'dan sonra fiil düşebilir ama to kalır: Would you like to come? — I'd love to. (“I'd love.” ✗) I didn't want to go, but I had to.
Olumsuz: I don't want to. · I'd rather not. · You don't have to if you don't want to.
Would you like to join us? — I'd love to.
Bize katılmak ister misin? — Çok isterim.
I can't swim, but my sister can.
Ben yüzemem ama kız kardeşim yüzebilir.
I didn't want to go, but I had to.
Gitmek istemedim ama zorundaydım.
“Çok isterim” → I'd love to. Sondaki to'yu atma!
Bu derste ellipsis (kısaltma) ve substitution (yerine koyma) yapılarını karışık olarak tekrar edeceksin.
So / Neither + yardımcı + özne (ben de), I think so / I hope not, one / ones (sayılabilen isim yerine), do so (resmî fiil tekrarı).
Yalnız yardımcı fiil (I can't, but she can) ve to ile ellipsis (I'd love to, I had to).
I don't like horror films. — Neither do I.
Korku filmlerini sevmem. — Ben de.
This bag is too small. I need a bigger one.
Bu çanta çok küçük. Daha büyüğüne ihtiyacım var.
Are they coming? — I hope not.
Geliyorlar mı? — Umarım gelmezler.