Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Yapı | Örnek | Anlamı |
|---|---|---|
| like + -ing | I like reading. | Okumayı severim. |
| love + -ing | She loves dancing. | Dans etmeye bayılır. |
| enjoy + -ing | We enjoy cooking. | Yemek yapmaktan keyif alırız. |
| hate + -ing | He hates waiting. | Beklemekten nefret eder. |
| don't mind + -ing | I don't mind walking. | Yürümek benim için sorun değil. |
| like + isim | I like pizza. | Pizza severim. (genel olarak) |
| I'd like + isim | I'd like a coffee, please. | Bir kahve alayım. (kibar istek) |
| -ing yazımı | write → writing · swim → swimming | e düşer · son harf ikilenir · play → playing |
Türkçede “yüzmeyi severim” derken fiili -me ve -yi ekleriyle bir isim gibi kullanırız. İngilizcede ise like, love, hate fiillerinden sonra gelen fiil -ing alır: I like swimming.
like = sevmek, hoşlanmak · love = çok sevmek, bayılmak · hate = nefret etmek.
He / she / it ile geniş zamandaki -s kuralı burada da geçerli: She likes, he hates. Arkadan gelen -ing'li fiil ise hiç değişmez.
Dikkat: “I like swim” yanlıştır. like'tan sonra fiil yalın hâlde gelmez: I like swimming.
I like reading.
Okumayı severim.
She loves dancing.
Dans etmeye bayılır.
Tom hates waiting.
Tom beklemekten nefret eder.
“I like to swim” şeklini de duyabilirsin; o da doğrudur. Ama “I like swim” her zaman yanlıştır.
Çoğu fiile doğrudan -ing eklenir: read → reading, play → playing, cook → cooking.
Fiil okunmayan bir -e ile bitiyorsa e düşer: write → writing, dance → dancing, make → making.
Kısa bir fiil tek sesli + tek sessiz harfle bitiyorsa son harf ikilenir: swim → swimming, run → running, sit → sitting, shop → shopping.
Ama w, x, y ile bitenler ikilenmez: play → playing, fix → fixing.
I like writing emails.
E-posta yazmayı severim.
She loves running.
Koşmaya bayılır.
They love shopping.
Alışveriş yapmaya bayılırlar.
Çift e ile bitenlerde e düşmez: see → seeing.
enjoy = keyif almak, zevk almak. enjoy'dan sonra fiil her zaman -ing alır: I enjoy reading.
“I enjoy to read” yanlıştır. like ile bazen “to” kullanıldığını duyabilirsin ama enjoy ile asla.
don't mind = sorun etmemek, aldırmamak. “Benim için fark etmez, olur” demenin yolu: I don't mind waiting. (Beklemek benim için sorun değil.) He / she ile: She doesn't mind waiting.
We enjoy cooking together.
Birlikte yemek yapmaktan keyif alırız.
I don't mind walking.
Yürümek benim için sorun değil.
Emma enjoys swimming in the sea.
Emma denizde yüzmekten keyif alır.
Sıralama: love > like / enjoy > don't mind > hate.
Olumsuz yapmak için Simple Present'taki gibi don't / doesn't kullanırız: I don't like cooking. She doesn't like swimming.
Soru için Do / Does başa gelir: Do you like dancing? Kısa cevap: Yes, I do. / No, I don't.
like'tan sonra isim de gelebilir: I like pizza. Zeynep loves cats. Genel olarak bir şeyi sevdiğimizi söylerken “the” kullanmayız: I like dogs (köpekleri severim).
Türkçede “severim” tek kelime ama İngilizcede am / is / are eklenmez. like zaten bir fiildir: “I am like pizza” değil, I like pizza.
I don't like cooking.
Yemek yapmayı sevmem.
Do you like dancing?
Dans etmeyi sever misin?
Zeynep loves cats.
Zeynep kedilere bayılır.
“Does she likes…?” yanlış! does zaten -s'yi taşır; fiil yalın kalır: Does she like…?
I like coffee. = Kahve severim. Genel olarak, her zaman sevdiğin bir şey.
I'd like a coffee. = Bir kahve alayım / Bir kahve istiyorum. Şu an, kibarca bir istek. I'd = I would. Kafede, restoranda, mağazada çok kullanılır.
Bir şey teklif ederken soru: Would you like a tea? = Çay ister misin? Bunu Do you like tea? (Çay sever misin?) ile karıştırma.
Kibar isteklerde “I want” biraz sert durur; I'd like daha naziktir.
I like tea.
Çay severim.
I'd like a tea, please.
Bir çay alayım, lütfen.
Would you like a sandwich?
Sandviç ister misin?
Would you like…? sorusuna kısa cevap: Yes, please. / No, thank you.
Bu derste öğrendiğin her şeyi karışık olarak tekrar edeceksin.
like / love / enjoy / hate / don't mind + fiil-ing: I enjoy reading. She hates waiting.
-ing yazımı: write → writing, swim → swimming, play → playing.
Olumsuz ve soru: don't / doesn't, Do / Does…? Kibar istek: I'd like a coffee.
Emma enjoys swimming.
Emma yüzmekten keyif alır.
Does Ali like cooking?
Ali yemek yapmayı sever mi?
I'd like a sandwich, please.
Bir sandviç alayım, lütfen.