Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Yapı | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| must be / must + V1 | şimdi: eminim (-malı) | You must be tired. |
| can't be | şimdi: imkânsız (olamaz) | That can't be true. |
| might / may / could be | şimdi: belki (olabilir) | She might be at work. |
| must have + V3 | geçmiş: eminim (-mış olmalı) | It must have rained. |
| can't / couldn't have + V3 | geçmiş: imkânsız (-mış olamaz) | She can't have seen me. |
| might / may / could have + V3 | geçmiş: belki (-mış olabilir) | He might have missed the bus. |
| Dikkat | çıkarımda mustn't yok → can't | He can't be at home. (He mustn't be ✗) |
must sadece zorunluluk anlatmaz; kanıta dayanarak emin olduğumuz bir tahmini de anlatır: You've been working all day. You must be tired. (Yorgun olmalısın / yorgunsundur.)
Türkçedeki -malı / -meli de iki anlamlıdır: “Gitmeliyim” (zorunluluk) ve “Evde olmalı” (tahmin). İngilizcede must ikisini de karşılar; hangisi olduğunu bağlam söyler.
Diğer fiillerle: He must know the answer. (Cevabı biliyor olmalı.) Şu anda devam eden bir iş için must be + -ing: They must be sleeping. (Uyuyor olmalılar.)
Sık hatalar: “He must to be at home” ✗, “He must is tired” ✗ → He must be … ✓.
The lights are on. They must be at home.
Işıklar açık. Evde olmalılar.
You must be tired.
Yorgun olmalısın.
He isn't answering. He must be driving.
Cevap vermiyor. Araba kullanıyor olmalı.
Çıkarımda must = “%95 eminim”. Önce kanıtı düşün: Işıklar açık → Evdeler: They must be at home.
Bir şeyin imkânsız olduğundan eminsen can't kullan: That can't be true! (Bu doğru olamaz!) He can't be hungry; he has just eaten.
Çıkarımda must'ın olumsuzu mustn't değil, can't'tir. mustn't yasak demektir: You mustn't smoke here. (Burada sigara içmemelisin.) “He mustn't be at home” ✗ → He can't be at home ✓.
couldn't be de aynı anlamda kullanılır, biraz daha vurguludur: It couldn't be him.
Türkçedeki olamaz bazen yetenek, bazen tahmin anlatır. Tahminse (öyle olması imkânsız) → can't be.
That can't be true!
Bu doğru olamaz!
She can't be hungry. She has just had lunch.
Aç olamaz. Az önce öğle yemeği yedi.
You can't be serious!
Ciddi olamazsın!
must be ↔ can't be: “Eminim öyle” ↔ “Eminim öyle değil”.
Emin değilsen might / may / could + be: She might be at the gym. (Spor salonunda olabilir.) It could be Ahmet on the phone. (Telefondaki Ahmet olabilir.)
Olumsuz: might not / may not be = olmayabilir. Dikkat: couldn't be olasılık değil, imkânsızlık bildirir (= can't be). “couldn't be” ≠ “might not be”!
Kesinlik sırası: must be (eminim, evet) → might / may / could be (belki) → can't be (eminim, hayır).
He might be at the library.
Kütüphanede olabilir.
Don't eat it. It could be poisonous.
Onu yeme. Zehirli olabilir.
She may not know about the meeting.
Toplantıdan haberi olmayabilir.
could be = olabilir, ama couldn't be = olamaz. Olumsuz olasılık için might not kullan.
Geçmişle ilgili emin olduğun tahminler için must have + V3: The streets are wet. It must have rained last night. (Dün gece yağmur yağmış olmalı.)
Türkçedeki -mış olmalı yapısının tam karşılığıdır: “Unutmuş olmalı” → She must have forgotten. “olmalı” → must, “-mış” → have + V3.
Sık hatalar: “It must rained” ✗, “It must have rain” ✗, “It must had rained” ✗. Kalıp hep must have + V3; have değişmez (has / had olmaz).
Konuşmada kısaltılır: must've (“mastıv” gibi okunur).
It must have rained last night.
Dün gece yağmur yağmış olmalı.
She must have forgotten.
Unutmuş olmalı.
I must have left my keys at the office.
Anahtarlarımı ofiste unutmuş olmalıyım.
-mış olmalı = must have + V3. Özne ne olursa olsun “have” aynı kalır: He must have…
Geçmişte bir şeyin olmadığından eminsen: can't have / couldn't have + V3 = -mış olamaz. She can't have seen me; she wasn't wearing her glasses. (Beni görmüş olamaz; gözlüğü yoktu.)
Emin değilsen: might / may / could have + V3 = -mış olabilir. He might have missed the train. (Treni kaçırmış olabilir.)
Olumsuz olasılık: might not / may not have + V3 = -mamış olabilir. She might not have heard the phone. (Telefonu duymamış olabilir.)
Dikkat: “mustn't have” çıkarımda kullanılmaz → can't have ✓.
She can't have seen me.
Beni görmüş olamaz.
He might have missed the train.
Treni kaçırmış olabilir.
They may not have heard the news.
Haberi duymamış olabilirler.
Geçmiş tahminin üç basamağı: must have (eminim) → might have (belki) → can't have (imkânsız).
Bu derste çıkarım modallarını karışık olarak tekrar edeceksin.
Şimdi: must be (olmalı), might / may / could be (olabilir), can't be (olamaz).
Geçmiş: must have + V3 (-mış olmalı), might / may / could have + V3 (-mış olabilir), can't / couldn't have + V3 (-mış olamaz).
You must be exhausted.
Çok yorgun olmalısın.
Someone must have thrown a stone.
Biri taş atmış olmalı.
The bus can't have left yet.
Otobüs henüz kalkmış olamaz.